8 Şubat 2012 Çarşamba

Kılıçdaroğlu'nun Paul Auster Hayranlığı!

Geçen günlerde Türkiye için sarf ettiği sözlerle dikkat çeken Paul Auster adlı ABD'li yazara,ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu sahip çukmıştı.Paul'ün ergenekon davası nedeniyle hapis yatan gazetecileri işaret ederek,Türkiye'de düşünce özgürlüğünü ortamının olmadığını ve hiçbir zaman Türkiye'ye adım atmayacağını ifade etmişti.
Başbakan Erdoğan,net tavrıyla "gelmezsen gelde"dedi.Fakat ana muhalefet lideri muhalif olmanın icabı olarak Paul'e destek verdi ve Türkiye'ye kendi davetlisi olarak çağırdı.Kılıçdaroğlu bir konuşmasında Paul'e seslenerek "benim davetlim olarak gel"dedi.
Biliyoruz ki Kılıçdaroğlu bu şahsiyetin kim olduğunu bile bilmiyor.Sadece Başbakan'ın konuşmasını dinlerken öğrenmiş ve muhalefet olmanın gereğini yerine getirerek bu kişiye sahip çıkmıştır.
Paul Auster,ABD'li bir yazar-şair-senarist...Başlıca eserleri ise;New York Üçlemesi,Yalnızlığın Keşfi,Yanılsamalar Kitabı,Kırmızı Defter.Ayrıca bir kitabı da Türkçeye çevrilmiş.
Paul'ün Türkiye için söylediği sözlerin arkasında anti-Türkçülük ve anti-İslamcılık düşüncelerinin olduğunu da belirtelim.Oysaki yaşadığı ABD'de insan hakları ihlalinin somut bir örneği olan Guantanamo kampının varlığından haberi yok;işgal edilen İslam topraklarında katledilen Müslüman aydınlardan keza haberi yoktur.Bu haliyle Türkiye'ye ayak basması hata olur zaten.Buna klavuz olmak da Kılıçdaroğlu için şanlı bir vazife olsa gerek...

7 Şubat 2012 Salı

Fatih Projesi Nedir?

Fatih Projesini,geçen sene seçim meydanlarında Ak Parti sayesinde öğrenmiştik.Bu projedeki temel amaç,öğrencilerin kitap yerine tablet bilgisayar kullanarak teknolojiyi eğitime entegre etmek ve teknolojinin gerçek anlamda yani somut olarak okul çağındaki çocukların ayaklarına kadar getirilmesidir.
Bu projede Fatih kelimesinin açılımı şöyle,Fırsatları Arttırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi.
Her öğrenciye tablet bilgisayar dağıtılacağı müjdesi verildiği zaman,özellikle öğrenciler çok sevinmişti.Tabi veliler de bu işin nasıl olacağını düşünüyorlardı.Kafalarından şöyle geçirmiyor değildiler hani,"ulan biz alamıyoruz devlet nasıl alıpta verecek,paranın kaynağı neresi,acaba aldıktan sonra satmaya kalkışsak kaç para eder" ve buna benzer bir sürü sorular velilerin kafasında dolanırken;öğrenciler ise şöyle düşünüyorlardı "oh be bir bilgisayarımız olacak!Atarım içine 3-5 oyun sabah akşam oynarım ya da internette sörf yaparım sıkıldım mı uygun bir fiyata satarım"...
2011-2012 eğitim-öğretim yılının 2.yarısında yani dün belirlenen okullarda niyahet dağıtıldı.17 ilde ve 9.sınıflarda dağıtıldı.Diğer sınıflarda ise gelecek yıllarda dağıtılıp,projenin 4-5 yılda tamamlanması hedefleniyor.
Tablet bilgisayarlar sınıflardaki akıllı tahtalar ve öğretmenlerin bilgisayarına entegre edilmiş.Yani dersi dinlemeyen ya da bilgisayarda başka bir şeyle uğraştıkları zaman öğretmenler öğrencinin elindeki bilgisayara uzaktan müdahale edebilicek.Öğrencilerin elindeki bilgisayarlar,öğretmenlerin kontrolünde olacak.Uzun zaman sinyal alınamayan tablet bilgisayarların sistemi çökertilerek kullanım dışı olacak.Çalınmasından ziyade satılmaya karşı her türlü önlem alınmış...
Tablet bilgisayar hakkında fazla bilgiye de sahip değiliz,fakat bildiğimiz kadarıyla dağıtılan tablet bilgisayarlar bir nevi e-book niteliğinde.
Tablet bilgisayarlar nispeten yerli üretim (General Mobile) olması bu projenin yerli kaynaklarının doğru kullanılarak çok iyi bir projenin olduğu kanısını daha da kuvvetlendiriyor...
Sonuç olarak;teknolojide yabancı ülkerin hızla gelişmesi hatta bu alanda çıldırması bizler için artık bir hayal olmayacağının somut bir göstergesi.Kitapların sanal ortama taşınması ve yükünün hafiflemesi bilgi çağının gerektirdiği bir zorunluluktur diyerek inşallah yeni nesil için hayırlı olur güle güle eskitirler...

5 Şubat 2012 Pazar

Panama Kanalının Serüveni

Atlantik Pasifik Okyanuslarını birleştirmek için Orta Amerika'daki yapay su yolu inşası başladı.
Fikir yeni değildi.16. yüzyılda bile İspanyollar -Horn Burnu'nu geçmeyi gerektirmeyen,Amerika'nın batı sahillerine ulaşmak için-,Orta Amerika'da bir kanal yapma olasılıklarını incelemiş ama iklim ve hava koşulları yüzünden projenin faydasız olacağına karar vermişlerdi.1881'de bir Fransız şirketi kanalın yapımına başladı fakat 1889'da şirketin iflası nedeniyle yarım kaldı.1903'te imzalanan bir anlaşma ile Panama,Abd'ye Panama Kanalı Bölgesi'ni ve kanalın inşası ile işletme hakkını devretti.
Çalışmaya 1904'te başlandı.Tropikal hastalıklar -başlıca sarıhumma ve sıtma- Fransız işçilerini kırıp geçirmişti ama Amerikalı liderler,aynı durumun tekrarlanmasını engellemekte kararlılardı.Amerikan tıbbi çalışanları hastalıkların nasıl taşındığını ve nasıl kontrol altında tutulacağını öğrendi ve 1906'da kanal bölgesi çalışmaya güvenli hale geldi.
40 binden fazla kişi inşaatta çalıştı.Çoğu Barbados,Martinique ve Guodeloup gibi batı Hindistan adalarından işçilerdi.Abd'den pek çok işinde başarılı mühendis,yönetici ve ustalar da getirilmişti.Demiryolu ve ağır makineler önemli gereçlerdi.1913'teki ölümüne kadar mühendis olarak çalışacak olan David Du Bose Gaillorda'nın,sonradan Gaillord Kazısı adını alacak olan Culebra Arazi alanını kazmak için 100 buharlı kürek kullanması en dikkat çekici özelliklerinden biriydi.Bölgedeki kaygan toprak ve taşlar,kazıyı projenin en zorlu kısmı haline getirdi.38 derece ve üstü sıcaklıkta çalışan işçiler,su seviyesinin 12 metre altına inmek için gerekli olan 73 milyon metre küp toprak ve kayayı çıkarmak amacıyla kaya matkabı,dinamit ve buhar küreği kullandı.Yamaçlar beklenmedik toprak kaymalarına sebep olabiliyor ve bazen de kazılan yerler sadece yamaçların ağırlığından dolayı tekrar yükselebiliyorlardı.1907'deki Cucaracha toprak kayması,yıllar boyunca devam ederek,milyonlarca metre küplük toprağı kanal çalışması yapılan bölgeye taşıdı.
81 km. uzunluğundaki Panama Kanalı 15 Ağustos 1914'te kullanıma açıldı.Hiç kuşkusuz bugüne kadarki,en büyük mühendislik harikasıydı...

Kırım Savaşı'nda Yaşananlar

Karadeniz'in kuzey kıyılarında bir sonuca varamayan Doğu-Batı savaşı.
Ekim 1853'de patlak veren Kırım Savaşı,Rusya ve Britanya ile Osmanlı Devleti,Fransa ve Piyomonte'ten oluşan bir ittifak arasındaydı.
Savaşn birkaç nedeni vardı fakat asıl patlak Rusya'nın,Osmanlı İmparatorluğu'na Ortodoks'ların korunması kousunda talepte bulunması ve baskı yapmasıyla ortaya çıktı.Ekim 1854'te,ittifak ülkeleri askeri birliklerini Rusya'nın Kırım Bölgesine konuşlandırdı ve Sivastopol'u abluka altına aldı.
Asıl muharebeler 20 Eylül'de Alma Nehri kıyısında,25 Ekim'de Balaklava'da ve 5 Kasım'da Inketman'da yapıldı.11 Eylül 1855'de,Fransızların Rus Savunmasının en güçlü noktalarından biri olan Malakhov'a yaptığı başarılı saldırıdan üç gün sonra Ruslar Sivastopol'u boşalttı.Avusturya da ittifaka katılma tehdidinde bulununca Rusya 1Şubat 1856'da yenilgiyi kabul etti.25 Şubat-30 Mart arasında yapılan Paris Kongresi'nde barış sağlandı.
Savaş,iki grup tarafından da kötü yönetildi.Örneğin yanlış anlaşılan bir emir sonucu yaşanan İngiliz hafif süvari birliği çatışması bir felakete neden oldu.Her bir taraftan yaklaşık 250 bin asker hastalıklar nedeniyle öldü.Savaş,Doğu Avrupa güçlerinin ilişkilerinin oturmasında etkisiz oldu.Fakat,Çar 2.Aleksandr'ı Rusya'yı modernize etme konusunda harekete geçirdi.

Sık Kullandığımız Dil Yanlışlarının Farkında mıyız?

Glaballeşen (küreselleşen) dünyada kaçınılmaz olan dil erezyonuna en fazla maruz kalan dil ne yazık ki Türkçe'dir...Köklü geçmişe sahip Türkçemizin son yıllarda yozlaşması veya yozlaştırılması küresel ısınmadan daha vahim bir olay...
Bunların akabinde sık kullandığımız birçok kelimeyi ya yabancılaştırıyoruz ya da yabancı gibi davranıyoruz.Her halükarda kullanılan dilimiz deforme olmuş yeni nesil de bu deformeliği çabuk kavramışlar...
Sık kullanılan dil yanlışları(başta yazılanlar yanlış kelimelerdir);
Yılan sokması:yılan ısırması
Ünvan:unvan
tesbit:tespit
dinazor:dinozor
ekgoz:egzoz
cinnet geçirmek:cinnet getirmek
muammen bedel:muhammen bedel
mali portre:mali porte
taşaron:taşeron
menşeili:menşeli
dersane:dershane
klasizm:klasisizm
logar:rögar
tretuvar:trotuvar
menejer:menajer
zevk-i sefa:zevku sefa
şok olmak:şoke olmak
duş almak:duş yapmak
alkol almak:alkollü içki içmek
Panik yapmak:paniğe kapılmak
öneme haiz olmak:önemi haiz olmak
bir yere teşrif etmek:bir yeri teşrif etmek
yapılabilinmek:yapılabilir
hiç etmek:iç etmek
şarz:şarj
saatler olsun:sıhhatler olsun
ikna olmak:ikna edildi
tahliye olmak:tahliye edildi
Sık kullandığımız dil yanlışları bunlarla sınırlı değil.Diğer örnekler de yakın bir zamanda yazılacak.
Kaynak:Kerim Evren (Güncel örneklerle Medyada Dil Yanlışları)

Samsung Galaxy S2 ile katettiğimiz yol...

Akıllı telefon piyasasındaki değişmelerin ışık hızıyla yol aldığı bu dönemde bu hıza ayak uydurmak zor bir icraat olsa gerek.Birbiri ardına çıkan akıllı telefonların kıyasıya mücadele etmesi ve bazen de mahkemelik konuma gelmesi bu işin nasıl bir boyut kazandığını gözler önüne seriyor.İşte tam bu sıralarda Apple'ın çıkardığı Iphone 4'e karşılık Koreli Samsung firmasının tanıttığı Galaxy S2 ile rekabetin adı mahkelik olmuştu.Neyse bunlara fazla değinmeden Galaxy S2'nin bir yıla yaklaşan kullanım macerasını anlatacağım...
Dünya piyasalarında kasırga etkisi yapan Galaxy S2,Türkiye piyasasına geç girse de Türkiye'deki kullanıcılardan tam not aldı.
Ben de bir Galaxy S2 kullanıcısı olarak,telefonun bir telefondan öte olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim.Adeta bir dizüstü bilgisayar...Son günlerde masaüstü bilgisayarımın bozulması üzerine bu telefona çok yükleniyorum.Böylelikle telefonun gerçek kalitesini de anlamış oluyorum.İnternetten üst üste izlediğim filmler telefonda hiçbir kasılmaya neden olmadı.1Part'ı çok kısa bir sürede indirerek  film izlerken bir donma ile karşılaşmadım.Web sitelerinde dolaşıyorum yine hiçbir sorunla karşılaşmıyorum.Fakat,bazı sitelerdeki yoğun reklamlar ekranda her yeri kaplayınca ister istemez o reklamlara tıklamanız sonucunu doğuruyor.Office programlarına hala alışamadım;ama Office dosyalarını kusursuz olarak açıyor.Pdf de gayet başarılı.Video ve fotoğraf çekimlerinde de olumsuz bir izlenim bırakmıyor.16gb hafızasına ek olarak hediye edilen 8 gb'lık microsd kart ile 24 gb'lık bir depolama alanı sunuyor.Ben bu 24gb'ın sadece 5 gb'nı işgal etmişim.
Bu telefona can veren android işletim sisteminin iyi olduğu fakat marketteki uygulamalarının çoğunun çok saçma,çok gereksiz olduğunu söyleyebilirim.Kaliteli,düzgün,kullanışlı uygulama sayısı çok az.İşte bu yüzdendir ki,android marketi sık sık kullanmanızı tavsiye etmiyorum.
Özellikleri saymakla bitmeyen bu telefonun sinir bozucu tarafları da ne yazık ki var.Öncelikle kapama tuşu ile  ses ayar tuşları doğru dizayn edilmemiş.Ses düğmesi sol tarafta,açma kapama düğmesi de sağ tarafta aynı hizada.Tek elle tutup bu tuşlardan birisine basınca da diğer tuşa istemeden basabiyorsunuz.Diğer olumsuz yanı ise,hafıza kartını çıkarmak için bataryayı önce çıkarmak gerekiyor.Ayrıca hattı çıkarmak için de bataryayı rahatsız etmiyorsunuz ammavelakin,telefonun algılaması için telefonu kapatıp açmak gerekiyor...

Nokia 500 ile Yeni Deneyimlere Var mısın?

Nokia'nın son dönem akıllı telefonları arasında yer alan 500 modeli ile günlük yaşam cebinize sığacak...
Nokia'nın piyasaya sürdüğü 4'lü smartphone arasında son sırada yer alan 500 özellikleriyle ve tarzıyla müşterilerini etkileyebilecek mi?
Genel özellikleri ise;3.2 inç'lik kapasitif dokunmatik ekrana sahip olan telefonun 1 ghz'lik hızıyla gerçek web sayfalarında rahatça dolaşmayı imkan kılıyor...Uygulamalarda hiçbir sorun yaşatmıyor.Dahili hafızası 2gb olup,buna ek olarak 32gb'a kadar arttırılabilir hafıza seçeneği de mevcut.
640*320 çözünürlükteki telefonun 5mp kamerası mevcut.Flaş ve ön kamerasının olmamasını dezavantaj olduğunu belirtelim.Wifi olanağına sahip telefonun ayrıca ovi haritalarıyla da günlük yaşantımıza kolaylık sağlıyor...
Sonuç olarak Nokia 500 çok akıllı bir telefon olmayıp,fakat beklentileri karşılayacak bir telefon özelliklerini barındırıyor.Sosyal ağlara rahatça ulaşmak,wifi ile internette dolaşmak,kişiselleştirilebilen sayfalarla kolay bir kullanım sunarken;ayrıca telefonun yanında verilen iki kapakla da  tarzınızı konuşturabilirsiniz.